SOSYAL MEDYA TÜM PARADİGMALARI DEĞİŞTİRİYOR

Özellikle son iki yılda sosyal medya üzerinde olan gelişmeler, bilindik bazı kavram ve paradigmaları hızla değiştiriyor. Bunlardan birisi de Arama Motoru İyileştirmesi diye Türkçeleştirdiğimiz SEO (Search Engine Optimization) kavramının artık SMO yani Sosyal Medya Optimizasyonu ile yer değiştirmesidir.

Elektronik pazarlama dünyasında çoktan yerini alan SMO, klasik SEO anlayışının ötesinde yeni uygulanmaya başlanan teknikleri içeriyor. Öncelikle artık SEO dünyasında sahip olduğunuz bir takım paradigmaları yenilerileriyle değiştirmeniz gerekiyor. Nedir bunlar? Hep birlikte bakalım.

  • Paylaşılabilir içerik üretin. SEO dünyasında ki karşılığı tıklanabilirliğinizi (linkability) arttırmak olan bu düşünceye göre artık bağlantılarınızın tıklanmasını istemek yerine bunu paylaşıyorsunuz, insanlar da artık durumlarına göre beğeniyorlar (Like), (re)tweet ediyorlar ya da +1’liyorlar.
  • Paylaşımı kolaylaştırın. Eskinin etikletmek (tag & bookmark) işi artık profilinizde kısa bir link bulundurmak, ileti ya da paylaşımlarınızın içine video koymak, hashtag eklemek gibi yeni paylaşım yöntemlerine dönüşmüştür.
  • Artık etkileşim önemli. Klasik SEO ölçümlerinin kralı başka sitelerin sizin sitenizi işaret eden link sayısı ölçümüydü (inbound link ya da backlink). Bugün artık bu önemsenmiyor. Önemsenen sizin ne kadar çok yorum ve paylaşım yaptığınız, yanıt verdiğiniz, iletişimde bulunduğunuz. Kısaca ne kadar etkileşim (engagement) gösterdiğinizdir.
  • İçeriklerinizi yelpaze gibi paylaşın. Klasik SEO sisteminde ürettiğiniz içerikleri başka formatlarda (video, PDF vb.) yaymak önemliydi. Bu yine önemli. Ancak bunu her sosyal ağın kendine has özelliklerini kullanarak yapın. Sunumlarınızı Slideshare üzerinden, videonuzu YouTube hesabınızdan, içeriğinizin duyurusunu Twitter, link paylaşımını Facebook  üzerinden yaparak.

Her güzelin bir kusuru olur. Eski, güzel SEO günlerinde sadece Google için aranıp bulunma teknikleri geliştiriliyordu. Artık hemen hemen her sosyal ağ için (Facebook, Twitter, YouTube vb.) ayrı ayrı teknikler ve yaratıcı çözümler geliştirmemiz gerekiyor. İşin heyecan verici noktası da zaten burası, değil mi?



Yazıyı paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir